Klişe tabirlerin ortak bir özelliği vardır: üzerinde yeterince düşündüğünüzde çok da doğru olmadığı kanısına varırsınız. Yılların getirmiş olduğu ezbere düşüncelerdir bunlar. Ancak nadiren de olsa bazı klişelerin gerçekten de doğru olduğunu görürsünüz. Derbi maçlarına 6 puan gözüyle bakılması da bunlardan biridir. İçerisinde basit bir matematik barındırması, bu klişenin yıllarca haklı bir şekilde ayakta durmasını sağlamıştır.
Bir Şampiyonlar Ligi ya da Dünya Kupası grubunda oynanan maçlarda bu mantık çok daha fazla geçerlidir. Gruplarda az takım olduğundan hepsi birbiriyle yakın rakiptir ve yine az maç oynandığından her bir maçın önemi çok büyüktür. Dolayısıyla kısa vadeli bir durumda, elde edilen galibiyette kazanç gerçekten de 6 puan değerindedir. “Yenemiyorsan yenilme.” düşüncesinin altında yatan mantık da budur. Çünkü az takımın olduğu yerde alınan mağlubiyet, rakibe doğrudan avantaj sağlar.
Uzun süren liglerde ise takımlar her maçında yakın rakipleriyle oynamazlar. Dolayısıyla kaybedilen bir 3 puan, bazen sadece 3 puandır. Ancak lig uzun sürse de eğer şampiyonluk ya da ligde kalma mücadelesindeki rakipler çok belliyse bu takımların aralarında oynadıkları maçların da değeri 6 puan olarak nitelendirilebilir.
Ligde kalma mücadelesi veren takımlar çok değişken olmakla birlikte, şampiyonluk mücadelesi veren takımlar çoğu ligde net bir şekilde bellidir. Süper Lig’i ele alırsak, aralarındaki maçların 6 puan değeri taşıdığı takımları da biliyoruz. Dolayısıyla burada inceleyeceğimiz şey takımların derbi maçlarında aldığı puanlar ile o sezonda ligi tamamladıkları sıralar olacak.
Burada söz konusu olan derbi maçlarda alınan puanlar ile ligin tamamlandığı sıra arasındaki ilişki değil. Bu ilişkiyi incelemek anlamsız çünkü zaten bir maçı kazanmak 3 puan getirir ve çok basit bir şekilde toplam puana katkıda bulunur. Dolayısıyla herhangi başka bir sonuç aramak anlamsız olacaktır. Yalnızca keyifli bir istatistik olarak bakmak gerekiyor buna. Sadece ne olup bittiğine, derbilerden fazla ya da az puan alan takımların lig sonundaki durumlarına bakacağız.
1994/1995’ten ibaren oynanan 20 sezonu inceleyeceğiz çünkü daha öncesinde ligde 16 takım mücadele ediyordu. Dolayısıyla, maçların toplam puana olan etkisi daha fazlaydı. Tutarlılık sağlamak adına 18 takımın mücadele etmeye başladığı sezondan itibaren ele alıyoruz. Ayrıca 2011/2012’deki play-offları analize dahil etmiyoruz, bu sezonda da yalnızca 34 hafta sonucunu hesaba dahil ediyoruz.
Aşağıdaki tabloda, her bir sezonda takımların derbilerden elde ettikleri puanlara ve ligi kaçıncı sırada bitirdiklerine ait bilgiler var. Aynı zamanda galibiyet, beraberlik ve mağlubiyet sayılarına ait bilgiler de yer alıyor.
Tabloya göre:
– Toplam 20 sezonun 10’unda, derbilerden maksimum puan alan takım şampiyonluğa ulaşmış. Yani 10 sezonda ligin en iyi takımı gücünü derbilerde de göstererek bir nevi şüphe içermeyen bir galibiyete ulaşmış. Derbi kazanmadan şampiyon olan takımlara bu anlamda biraz kuşkuyla bakılır, insanların tam da içine sinmez. Tabii bir sene sonra unutulur bu durum.
– Derbilerden en fazla puanı alıp da ligi en düşük sırada tamamlayan takım ise Fenerbahçe. Hem 1999/2000 hem de 2008/2009 sezonunda derbi maçlarından maksimum puanı almasına rağmen ligi 4. bitiriyor. Bu da Fenerbahçe’nin, her ne kadar kötü durumda olsa da büyük maçlara daha yüksek bir konsantrasyonla çıktığını gösteriyor.
– Bir sezonda oynadığı 4 derbiyi de kaybeden bir takım bulunmuyor. Beşiktaş 2, Fenerbahçe ve Galatasaray da 1’er kere sezonu derbilerden 1 puan alarak tamamlamışlar.
– En son 17 sezon önce bir takım hiç derbi kazanamadan şampiyon olmuş: Galatasaray – 1996/1997. Ondan önce de 1994/1995’te Beşiktaş aynısını gerçekleştirmiş.
– 20 sezonun 11’inde Fenerbahçe, 6’sında Galatasaray, 2’sinde Beşiktaş ve 1’inde hem Galatasaray hem Beşiktaş derbilerde en fazla puan alan takım olmuşlar.
– Fenerbahçe 7, Beşiktaş ve Galatasaray da 2’şer sezonu derbi mağlubiyeti almadan tamamlamışlar.
Toplamda Fenerbahçe’nin 40, Galatasaray’ın 29 ve Beşiktaş’ın 23 derbi kazandığını görüyoruz son 20 sezonda. Şunu da belirtmek gerekir ki, bu türden birbiriyle bağlantılı değerlerde yüksek farklar yanıltıcıdır. Yani burada bir takımın galibiyeti diğer takımın mağlubiyeti olduğundan zaten yukarıda da anlattığım 6 puanlık düşünceden dolayı, toplamdaki fark daha hızlı artıyor. Oysa mesela Fenerbahçe ile Beşiktaş arasındaki galibiyet farkı 17 birim değil. Beşiktaş, her iki takımla da oynadığı sadece 3’er maçı kaybetmek yerine kazansaydı değerler çok yaklaşacaktı. Olsaydı ve etseydi ile olmayacağını biliyoruz ancak bu değerlerin göründüğünden daha hassas olduğunu belirtmek istedim. Ancak şu da ilginçtir ki, galibiyet farkları kolayca açılabilmesine rağmen, kolayca kapanabilen bir değer değil. Bu da Fenerbahçe’nin derbi başarısının kendilerine bir mükafatıdır.



Hiç yorum yok:
Yorum Gönder