Meteoroloji bilimi günden güne gelişiyor. Yani aslında bir bilim dalı olduğu için geliştiğini düşünüyorum ben, yerinde saymasına ihtimal vermiyorum. Ayrıca bu gelişimi, yapılan hava durumu tahminlerinin kalitesinden de anlayabiliyorum. Her geçen gün daha ilerisi için daha doğru tahminler yapılıyor. Hatta sıcaklık tahminlerine, diğer doğa olaylarına ait tahminler de ekleniyor. Sonuçta daha fazla veri toplandığında, günden güne daha fazla olayla karşılaşıldığında tahminin temeli kuvvetlenmeye başlıyor ve daha doğru bir hal alıyor. Aynı şey deprem için de geçerli mesela. Depremin gerçekleşeceği zaman hala çok önceden tahmin edilemese de, bu konuda eskiye göre önemli bir ilerleme var. Bunun nedeni de doğa olaylarının sürprize çok fazla açık olmaması. Yani kafasına göre hareket eden bir bulut yok, her şey belirli bir fizik kuralına göre değişiyor. Kafasına göre hareket eden Fred’in hiç pozisyona girememesini ise fizik kuralları açıklayamıyor.
Futbolda da toplanan veri sayısında ve kalitesinde büyük bir gelişme var. Her bir oyuncunun saha içerisinde toplu ve topsuz oyunda neler yaptığına dair birçok bilgi elde edilebiliyor. Ancak bunca gelişmeye rağmen maç sonuçlarına ait tahminlerde çok fazla gelişme sağlanamıyor. Zaten ne kadar veri toplanırsa toplansın, ne kadar maç analiz edilirse edilsin, maç sonucu tahminleri hiçbir zaman çok yüksek doğruluk yüzdelerine sahip olamayacak. Bunun nedeni ise futbolun çok büyük oranda insan faktörü barındırıyor olması. İnsanlık ne kadar mükemmelleşebilirse bir maçın sonucunu tahmin etmek de o kadar kolay olur. İnsanın hatalı bir varlık olması bir yana dursun, aynı zamanda belirli bir ömrünün olması, o süreç içerisinde elde edilen birçok verinin değersiz olmasını sağlıyor. Yani herhangi bir tahmin yaparken 1970’teki maçı ele almak bir fayda sağlamıyor. Eğer insan, tüm bu hatalarına rağmen sınırsız bir ömre sahip olsaydı, bu hatalardan elde edilen datalar zamanla anlam kazanacak ve tahminler nispeten daha anlamlı olacaktı. Örneğin rüzgarın ve sıcaklığın bir ömrünün olmaması ve sürekli kendini tekrar etmesi hava durumu tahminlerini geliştiriyor. Ancak futbol hem hatalı hem de değişen bir varlık olan insan davranışına bağlı bir alan. Dolayısıyla tüm bu koşullar altında sadece turnuvayı kazanabilecek favori takımları belirleyebiliyoruz. Tabii ki bazı güçlü ve güçsüz takımların karşılaşmasında da yüksek oranda ne olacağını kestirebiliyoruz. Ancak hepsi sadece bu kadardır. Düzenli bir şekilde skor tahmin etmek mümkün değildir. Meselâ Gonzalo Higuain’in finalde kaleciyle karşı karşıya kalıp golü kaçırması ihtimalini hesaplamaya kalkmak akla fikre zarar verir ve bir işe yaramaz. Bunun gibi yüzlerce, binlerce değişkeni düşünün. Oysa belirli doğa koşulları oluştuğunda yağmur yağar. Bulutlar, Higuain’e benzemez.
Futbola ait istatistikleri de bu şekilde değerlendirmek lazım. İstatistik aslında futbol için sadece geçmişe dair güzel bilgiler vermelidir. Gelecekte ne olacağı hakkında ise çok kısıtlı bir bakış açısı sunar, çünkü bir sonraki maçın hikayesi tamamen başkadır. Yani özetle, bir futbol analizi ne olduğunu söyler, ne olacağını söylemez. Üstelik geçmişe ait bir analiz yaparken de rakamları istediğiniz şekilde yönlendirebilirsiniz, herhangi bir analizi son 5 yıla bakarak da, son 3 yıla bakarak da yapabilirsiniz ve farklı sonuçlar elde edersiniz. Futbola dair istatistikleri, kullanılan verilerin doğruluğu ve bağlantıların mantıklı kurulması değerli kılar. Zaten görevi de tam olarak budur, diğer tüm beklentiler lükstür ve nafiledir. Konunun esas vahim tarafı ise, bir şekilde maç sonucunu doğru tahmin etmiş bir kişinin haklı olduğunu düşünmesidir. Futbolda önemli olan tahmin değil analizdir. Herhangi biri mükemmel bir analiz yapar ancak bir sonraki maç tüm bu analizden bağımsız bir şekilde gerçekleşebilir ve doğal olarak yanılabilir. Ancak başka biri herhangi bir analiz yapmadan aksi bir yönde tahmin yapar ve maç sonucunu bilir. Sonuçta topu topu 3 seçenek varken, kimin daha değerli bir düşünceye sahip olduğunu nereden bilebiliriz ki?
Tüm bunlar tabii ki toplumun olaylara sonuç odaklı ve sağlıksız bir şekilde bakmasının sonucudur. Daha da derinlere inersek bunun altında yatan şeyin tembellik olduğunu düşünüyorum. Sonuç dururken, süreçle ve analizle vakit kaybetmeye ne gerek var değil mi? Bilgiye en hazır şekilde ulaşma isteği, gelecekteki herhangi bir olay için yapılmış tahminlere olan büyük talep, halihazırda yaşanmış olan şeylerin analizini değersiz kılıyor. Falcıların bu kadar rağbet görmesinin nedeni de bu. Karşıdaki sizi gelecek ile alakalı çok hazır ve kolay bilgiler veriyor.
Neyse ki futbolun analiz tarafı da çok hızlı bir şekilde gelişiyor. İnfografikler bunun en önemli göstergelerinden biri. Binlerce rakam, tasarım ve istatistik sanatıyla birlikte kullanıcıya anlaşılır ve eğlenceli bir şekilde sunulabiliyor. Aslında illa ki grafik olması da gerekmez, burada birçok arkadaşın özene bezene hazırladığı diziliş ve taktik görselleri de çok değerliler. Olması gereken de hep buydu. Bahis yapacak olan kişi için bile bu analizler daha değerli zaten. Guti Hernandez yerine Oğuzhan Özyakup’u transfer etmek gibi bir şey.
Dünya Kupası boyunca burada birçok analizi tedirginlikle yaptım. Birçoğunda Almanya’yı önde gösterdiğim için -ki normalde haz etmem- yanılmamış oldum. Ama bu sadece bir tesadüftü, Higuain o golü atsa böyle olmazdı. Yine de keşke atsaydı o golü.



Hiç yorum yok:
Yorum Gönder