Direkten dönen topun şanssızlık olarak düşünüldüğü bir futbol anlayışı var. Hatta bu sadece futbol anlayışı değil aynı zamanda bir hayat görüşü. Beklenen şeye çok yaklaşıp onu gerçekleştiremeyince bu durumu şanssızlığa yorarız ancak bu gerçekçi bir yaklaşım olmaz. Direk, gole yakın olduğu kadar auta da yakındır. Hatta direk dediğimiz şey autun minimum halidir, gole ait bile değildir. Gerçekten yeterince iyi bir şut olsaydı gol olacaktı ya da mesela gerçekten iyi bir öğrenci olsaydı o sınavı kazanacaktı. Tabii bu varsayımlar yoruma dayalı olmayan durumlar için geçerli. Pekala iyi bir erkek/kız terkedilebilir. Ya da tam tersi olabilir. Biraz acımasız gibi gözüküyor ancak aşırı derecede gerçek.
Aynı şekilde, maçı iyi olan tarafın kazanacağı düşüncesiyle hareket etmek futbolda analiz yapmayı daha sağlıklı bir hale getiriyor. Takım yeterince iyi olsaydı maçı kazanırdı diyebilmek biraz düz bir yaklaşım olsa da uzun vadede faydalı bir bakış açısı. Şans faktörüyle hareket edildiğinde herhangi bir sonuca ulaşmak pek mümkün değil. Ancak bazı durumlar var ki, hangi tarafın daha iyi olduğuna kolay bir şekilde karar verilemiyor. Brezilya – Almanya ve Hollanda – Arjantin maçları bunun en iyi örneklerinde biri. Hangi tarafın daha iyi olduğuna karar vermek çok güç. Elbette Almanya ve Arjantin favori olarak gösteriliyor ancak bu, iki maçın da dengeli olduğu gerçeğini değiştirmiyor.
Dengeli durumlarda iki taraf da birbirini sürekli dener, bir süre adım atmazlar, daima birbirlerinin boş bir anını kollarlar ve başarılı ilk adımı atabilen taraf çoğunlukla kazanan taraf olur. Dolayısıyla bu tür maçlarda ilk golün önemi çok büyüktür. İki büyük takım söz konusu olduğunda, öne geçip galibiyete ulaşma durumunun oldukça sık rastlanan bir senaryo olduğunu söyleyebiliriz. Tam tersi şekilde ise maçtaki ilk golü atıp mağlup olmak gibi bir istatistiğin neredeyse bu tür takımlarda hiç rastlanmadığını biliyoruz. Brezilya ve Almanya’ya ait olan şu istatistikler düşüncemizi destekliyor:
- Brezilya, öne geçtiği son 25 resmi maçta 21 galibiyet, 2 beraberlik ve 2 mağlubiyet elde etti.
- Almanya, öne geçtiği son 48 resmi maçta 46 galibiyet elde etti.
Almanya’nın bu alandaki mükemmele yakın istatistiği bize ilk golün önemini çok net bir şekilde anlatıyor. O halde bu maçtaki ilk golü atacak takımı tahmin edebilirsek aslında maçı kimin kazanacağını da az çok söyleyebiliriz.
Skor davranışı büyük takımlar için bir alışkanlık olduğundan, yani örneğin: İtalya, öne geçtiği maçları kaybetmez, ya da Almanya öne geçerse maçı farka götürür şeklinde yorumlar yapabildiğimizden, inceleyeceğimiz maç sayısını fazla tutmak sağlıklı bir analiz yapmamızı sağlayacak. Bununla birlikte, takımların oyun anlayışının değiştiği dönemlere kadar gitmek de aynı şekilde analize zarar verecektir. Bu nedenle, seçeceğimiz maç sayısının maksimum 2 Dünya Kupası’nı kapsaması yeterince anlamlı olacaktır. 50 adet resmi maç yaklaşık olarak bize istediğimiz bu aralığı sağlıyor.
İki takımın da öne geçme ihtimallerini hesaplayıp öne geçecek olan takımın bunu hangi dakikaya kadar gerçekleştireceğini tahmin edeceğiz. Net bir dakika bilgisi elde etmek elbette mümkün olmayacaktır.
2 adet takım düşünelim, ikisi de son 10 maçının tamamında öne geçmiş olsun. Ancak takım 1’in ortalama 25. dakikada, takım 2’nin ise ortalama 35. dakikada öne geçtiğini biliyor olalım. Bu durumda takım 1’in öne geçme ihtimali daha yüksektir diyebiliriz. Çünkü öne geçmek, erken gol atmak ile doğru orantılıdır.
Dolayısıyla Brezilya ve Almanya’nın öne geçme ihtimallerini hesaplarken dakika kriterini de devreye sokacağız. Yapacağımız işlemler ise şu olacak:
1.Takımların, öne geçtiği maçlarda attıkları ilk golün dakika bilgilerini kaydedeceğiz.
2.Öne geçemedikleri maçlardaki dakikayı 90 olarak ele alacağız. Böylece ortalama dakika bilgisi sıfıra yaklaştıkça takımın öne geçme ihtimali artıyor, 90’a yaklaştıkça azalıyor diyebileceğiz. Bizim için bir çeşit puanlama sistemi olmuş olacak.
3.Aynı hesaplamayı takımların geriye düştüğü maçlar için de yapacağız. Takımın yediği ilk golün dakika bilgisini kaydedeceğiz ve geriye düşmediği maçlar için de 90 değerini vereceğiz. Aynı şekilde bu da şu anlama gelecek: ortalama dakika değeri arttıkça takımın geriye düşme ihtimali azalır ya da tam tersi.
Sonuç olarak elimizde 4 adet veri olacak:
a.Brezilya’nın öne geçme değeri, ortalama dakikası.
b.Almanya’nın geriye düşme değeri, ortalama dakikası.
c.Almanya’nın öne geçme değeri, ortalama dakikası.
d.Brezilya’nın geriye düşme değeri, ortalama dakikası.
a ve b değerinin ortalaması bize Brezilya’nın öne geçme ihtimalini, c ve d’nin ortalması ise Almanya’nın öne geçme ihtimalini verecek. Hangisinin ortalama dakika değeri daha düşükse o takımın öne geçeceğini söyleyeceğiz.
O halde aşağıdaki tabloya bakalım:
En soldaki 2 sütun Brezilya’nın öne geçme ihtimalini hesaplıyor. İlk sütunda Brezilya’nın öne geçtiği dakikalar, ikinci sütunda ise Almanya’nın geriye düştüğü dakikalar var. İçerisinde 90 yazan ve kırmızı renge sahip olan hücreler Brezilya’nın öne geçemediği maçları, Almanya’nın ise geriye düşmediği maçları gösteriyor. Aynı mantık sağdaki 2 sütunda Almanya’nın öne geçme ihtimalini hesaplamak için kullanıldı.
Her iki takımın da son 50 maçtaki ortalama değerlerini aldığımızda Brezilya’nın 63,84 ve Almanya’nın da 59,31 değerine sahip olduğunu görüyoruz. Dolayısıyla az bir ihtimal farkıyla da olsa Almanya’nın maçta öne geçecek olan taraf olduğun tahminine ulaşıyoruz. Yani kısacası, Almanya maçın ilk 60 dakikasını 1-0 önde kapatır sonucuna ulaşıyoruz. Yukarıda bahsettiğimiz nedenlerden dolayı da Almanya, eğer bu hesaplamaya göre ilk 60 dakikayı önde kapatırsa maçı neredeyse kazanmış olacak diyebiliriz. Şunu da söylemek gerekir ki bu değer golün atıldığı dakika hakkında bilgi vermemekte, sadece Almanya’nın Brezilya’ya oranla ilk golü atma ihtimalinin daha mı düşük yoksa daha mı yüksek olduğunu söylemektedir. Çünkü ilk golün atılmadığı ya da yenmediği maçlara 90 değerini verdik. Bu, ihtimali hesaplamamıza yardımcı oldu ancak bizi golün dakikası tahmininden uzaklaştırdı. Bununla birlikte takımların direnci hakkında da bilgi verdi. Zaten, ilk 60 dakikayı önde kapatır gibi nispeten yuvarlak bir bilgiye de bu şekilde ulaştık.
Almanya’nın değeri düşük olduğundan ilk öne geçen taraf olacağını söylüyoruz ancak yine de iki takıma ait değerler arasındaki fark çok az. Daha da sağlıklı bir analiz yapmak gerekirse, maçın ilk 1 saatinin çok dengeli geçeceğini söyleyebiliriz.
Eğer Fred 58. dakikada ceza yayından bir rövaşata golü atarsa ve Brezilya kazanırsa, demek ki Almanya yeterince iyi değilmiş diyerek işin içinden sıyrılacağız.



Hiç yorum yok:
Yorum Gönder